Yazar: Mine Aksar

Her Eylül, ilk defa okula gidiyormuş gibi hissederim. Meslek hayatımın üçüncü yılında da, ilk kez okul ile tanışan başka gözlerle tanışacaktım. Çocukların en az benim kadar meraklı gözlerle beni izlediğini hemen fark etmiştim. Hepsinin ihtiyaçları, beklentileri, umutları, kaygıları ve duyguları birbirinden farklıydı ve bu çeşitliliğe hayran kalmıştım. Ancak, bu durumu kanıksamak ve üstesinden gelebilmek maksadıyla harekete geçmek çok da kolay olmadı. Bir şeyler yapmalıydım; çünkü sınıfımda hiç kalem tutmamış öğrenciler olduğu kadar, okuma yazma bilen çocuklar da vardı. Buna rağmen, aynı müfredatı işliyordum. Zorlanıyordum, ihtiyaçlara cevap bulamıyordum. Bazı öğrencilerin sınıftan ayrılışları hiç de iyiye işaret etmiyordu. Ulaşamadığım her öğrenci için endişem giderek artıyordu. Tam da böyle bir süreçte, üniversite yıllarında ara verdiğim yaratıcı drama liderliği eğitimine tekrar başlamaya karar verdim.

Önce kişisel değişimim için girmiştim bu yola; ancak zamanla fark ettim ki öğretmenin kendi gelişimine dair başlattığı her hareket çevresine, sınıfına ve okuluna yansıyordu.

Örneğin, derslerde yapılandırılmış oyunları kullanmak, çocuklarla birlikte sınıfta bulunma isteğimizi arttırıyordu. Öğretmek eyleminden azade olup öğrenen konumunda bir öğrenciye dönüşmek, kimliğimin bir parçası olmuştu. Jacques Ranciére’in Cahil Hoca’sındaki hoca olmak yolunda kendimi motive etmeye başlamıştım.

İhtiyaçlarımız yolculuklara çıkmamıza imkân tanıyorsa eğer, bir öğretmen olarak benim ihtiyacım, çocukların meraklı gözlerle sınıftan ayrıldığı, demokratik sınıf deneyimini yaşadıkları, birlikteliğin gücüne, farklılığın zenginliğine inançlarının pekiştiği bir sınıf atmosferi oluşturmaktı. Buradan yola çıkarak, Çağdaş Drama Derneği’nin Yaratıcı Drama Liderliği eğitimine başvurdum ve kendimi yaratıcı drama çemberinde buldum. Eğitimimi tamamlayacak bitirme projesini, “Çocuk Hakları Temelinde Kapsayıcı Eğitim” başlığında uygulamaya karar verdim. Bitirme projesini yazarken danışmanım Gülnaz Bekar başta olmak üzere, Fisun Aykır ve Gökhan Karaosmanoğlu’nın güven veren sözleri, hayatımda bir teşekkürden daha büyük bir yer kaplıyor. Bitirme projesinde, birlikte üretilen, paylaşılan, farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü bir ortamda bir çocuk hakkı olan kapsayıcı eğitimden bahsedecektim. Uygulama aşamasında ise Öğretmen Ağı ekibi ile temas kurdum ve “kapsayıcı eğitim” felsefesi ışığında toplantılar yaptık. Öğretmenlerle birlikte ördüğümüz, yaratıcı drama ile yapılandırılmış atölyelerde kapsayıcı eğitim üzerine cümleler kurarken; deneyim paylaşımlarında birbirimizle dayanışırken, her bireyin görüşüne ve farklı özelliklerine büyük değer atfettiğimizi gördüm. Katılımcıların bütün bu başlıkları kendi sınıflarında tecrübe etmeleri benzersiz bir anlama sahipti. Çocuk algımızın yetişkin gözlüklerimizi çıkarmakla değişeceğini ve eş değerli zeminin bu şekilde kurulabileceğini, birlikte deneyimliyorduk.

Bitirme projesi kapsamında, Öğretmen Ağı araçlarından biri olan Öğretmenden Öğretmene Atölye serisinin yürütücülüğünü yaptım. “Kapsayıcı Eğitim için Yaratıcı Drama Atölyesi” Eylül 2018’de sınıf öğretmenlerinin katılımıyla 4 gün sürdü. Atölyedeki canlandırma sırasında bir katılımcının “Arkadaşlar bütün donuk imgelerin akademik başarı odaklı olması üzerine konuşmalıyız.” demesi üzerine tartışmak yaratıcı dramayı kıymetli bir enstrüman yapıyordu. Bir yetişkin olarak çocuk algımız onu birey olarak görmekten uzaklaştıkça beklentilerimiz çoğalıyor, çocukların alanlarını ihlal eder durumda buluyorduk kendimizi. Bu yüzden çocukların duygularını, deneyimlerini ve hikâyelerini anlamak yetmiyordu; onlara bunları ifade edebilecekleri çemberler yaratmalı ve çemberleri hayatlarındaki her alanda kurmalarının bir yolunu sunmalıydık!

Kapsayıcı eğitimi her birey için fırsat eşitliğinden ziyade bir hak olarak tartıştığımız dört gün boyunca öğretmenlerin kafa karışıklıklarının, soru işaretlerinin, kaygılarının, kendilerine dönmelerinin, tartışmalarının ve farkındalıklarının değişimi “mümkün kılma” adına anlamı vardı.

Kapsayıcı eğitim felsefesini benimseyen öğretmen, sınıf ortamını tasarlarken her çocuğa ulaşabilmeyi, çocukların birbiriyle olan temasına alan açmayı hedefliyordu. Bu anlamda tasarlanan sınıflarda öğretmeni, öğrencileri, velileri, idarecileri ve çocuğa temas eden her paydaşı dikkate alarak sürecin yapılandırılması önemliydi. Farklılıklarımızla daha görünür olmak, iletişim dilimizin kapsayıcı olması, çocuk hakları esas alan sınıf iklimleri oluşturmak, birlikte yaşayabilme ve birlikte üretebilme adına çemberlerde yer açalım.

Written by

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store