Öğretmen Ağı’nın “Zararları”

Yazar: İsmail Örnek

Bugün çok yoğun hissettiğim bir duygu…

Öğretmen Ağı İçerik Danışmanı Kenan Çayır’ın dijital ve yüz yüze buluşmalarda hep hatırlattığı, “umutlu bakmak” dediği tavra birkaç saatliğine ara verdim.

Öğretmenler kurul toplantısından çıkarken kendime ne kadar sık “Tam da senin bu yüzden burada olman lazım.” desem de “Benim ne işim var burada, bu boşvermişlik ilenasıl olacak?” düşüncelerinin önüne geçemediğim ağlamaklı bir haldeyim. Bir el omzuma dokunsa hıçkırıklara boğulacağım neredeyse…

Bir kez bile okulun eğitiminin nasıl olacağının konuşulmadığı, öğretmenlerin(!) çoğunluğunun bireysel koşullarını, konforlarını nasıl devam ettirebilecekleri, nasıl daha az iş yükü altına girecekleri alt mesajlarını taşıyan istekler, itirazlar, talepler..

Hemen hemen kimsenin sahiplenmediği ve eğitim üzerine neredeyse söylenen az sayıda, öksüz, yetim kalan temenni cümlelerini ortalıkta kalmasınlar diye yanıma alarak derin bir hüzün ile çıkıyorum toplantıdan…

Ömür Hanımla Güz Konuşmaları’ndaki şu satırlar geliyor aklıma:

“Herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, varolmaya, ‘dar çevre yitikleri’nde önem kazanmaya…”

Okulla ev arasındaki bir kahvecide ahşap masada duran ellerimi uzun uzun izledikten sonra yazıyorum bunları…

“İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.”

N. Hikmet

Mandolin çalan, duvar ören, sıva yapan öğretmenlerin öykülerini dinleyerek geçti gençliğim. Köy enstitülerinden mezun bu öğretmenlerin birkaçı ile tanışma, sohbet etme onuruna da nail oldum. Gözlerindeki mefkure dillerinden çıkan kelimelerle zihnimi tutuşturan öğretmenler…

Şimdi masada duran ellerime bakıyorum, bir öğretmenin elleri mi bunlar?

Bu hüznü, bu yalnızlık duygusunu bu denli derinleştiren ise Ağ’daki öğretmenlerle geçirdiğim giderek artan vakitler. Çünkü döndüğümüz okullar, okullardaki yüzler, havada uçuşan ve insanı nefessiz bırakıp dışarıya iten cümleler Öğretmen Ağı’ndakilere hiç benzemiyor.

İnsan alışan hayvandır. Alışabilir ve alışmanın tüm konforuyla devam edebilirdim belki. Siz olmasaydınız…

Can sıkıntımın vebali hepinizin boynuna…

İsmail Örnek Hakkında

1975 Hatay Erzin doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Afyon, Konya, Osmaniye ve Hatay’da yaptı. Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik(1992–1994); Uludağ Üniversitesi TBMYO Bilgisayar Programcılığı (1994–1998) ve Çukurova Üniversitesi Felsefe Grubu Öğretmenliği (1999–2004) bölümlerinde okudu.

2011’den bu yana MEB’de Rehber Öğretmen olarak çalışan Örnek, Psikososyal Müdahale, Kapsayıcı Eğitim, Engelli Hakları, Özel Eğitimde Cinsel Eğitim, Engelli Aileleri için Psikososyal Destek, Çocuk ve Oyun, Yetişkin Eğitimi gibi alanlarda MEB, UNICEF, Öğretmen Ağı ile çalışmalar yürütmektedir.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.