Yazar: Ahmet Canbaz

Jurgem Klopp Hamburg ile anlaşmış fakat yüz yüze görüşmeye takım elbise giymeden ve kravat takmadan gittiği için sözleşme imzalanmamıştı. Aynı sezon Borussia Dortmund’a imza atan Kloop sorulan soru üzerine ben “Ben kıyafetime değil, yaptığım işe odaklanıyorum. Evet bazen diğerlerinin yanında mahallenin yaramaz çocuğu gibi göründüğüm doğru.” cevabını vermişti. Sonrasında Borussia Dortmund ile Bayern München hegemonyasını yıkmış, uzun bir aradan sonra Borussia Dortmund kupaya ulaşmıştı. Sonraki sezonlarda Liverpool’ a geçen hoca 30 yıl sonra kulübü şampiyonluğa taşıyacaktı. Hem de küçümsenip hor görülen eşofmanlarıyla. Tabii ki bu başarıların sadece rahat giyimle ilgili olduğu düşünülemez. Başarı için çalıştığın kuruma aidiyet duymalı, kendini değerli hissetmeli, iletişime açık olmalı, kendini mesleki anlamda güncellemeli, motivasyonun yüksek olmalı ve en önemlisi işini severek yapmalısın.

Eğitimin en önemli sac ayaklarından biri olan öğretmenlik mesleği bilindiği gibi tarihte ilk defa, okulun M.Ö. 3000 yıllarında Sümer’de kurumsallaşmaya başlamasıyla ortaya çıkmıştır. Kloop örneğinde olduğu gibi öğretmenlik mesleğinde de başarılı olmak öncelikle işini severek yapmaya sonrasındaysa değerli hissetmeye, çağa ayak uydurmaya, gelişme ve değişme isteğine bağlıdır.

Bazı toplumsal olay, olgu ve süreçlerin etkisinde öğretmenlik mesleğine olan görüşler değişmiş ya da değiştirilmek zorunda kalınmıştır. Öyle ki geçmişte söylenen “Hiçbir şey olamazsan bari öğretmen ol.” sözü etkisini büyütmüş, öğretmenlik günümüzde eleştirilerin odak noktası olan, değerini kaybettirmeye çalışılan dolayısıyla “öğretmenlerin kendisini yalnız hissetmelerine” yol açan bir meslek haline gelmiştir.

Öyleyse öğretmenlerin kendini iyi hissedeceği bir ekosistem nasıl olmalıdır?

Tüm bu olumsuzlukların içinde görece “öğretmenin iyi olma hali”ni destekleyen bir okul ikliminde olduğumu düşünmek umut ve mutluluk verici benim için. Bir okulu okul yapan en büyük unsur sınıflar değildir çünkü. Tüm paydaşlarla birlikte olunan alanlardır. Bu sayede belirli bir amaçta birlikte hareket ederek kalıcı çözümler bulabilir en önemlisi kapsayıcı bir anlayışa sahip olabiliriz. Yani eğitim faaliyetleri sırasında öğrenciyi geliştirirken kendimizi de geliştirebilir, söz sahibi olabilir, hobilerimizi yapabilecek fırsatlar yaratabilir kısacası mutlu bir birey olabiliriz.

Bireyin bir uğraşı için motivasyonunu artıran en büyük etkenin yeterlilik (e bil-) olduğunu düşünürsek her kişi gibi öğretmen de yapabildiği yahut başarabildiği ölçüde motive olacaktır. O zaman öğretmenler odasının temel olarak dinlenme alanından öte paylaşım ve gelişim alanı olması gereklidir. Göstermelik eğitimler yerine amaca hizmet eden bireyselleştirilmiş kurum içi eğitimler bu doğrultuda elzem olacaktır. Gökhan Öğretmen ve Cem Öğretmen mesela. Pandemi döneminde dilimizden düşürmediğimiz Eğitim Teknolojileri ile ilgili eğitimleri meslektaşlarının ilgi ve ihtiyaçlarına göre düzenlediler. Seda Öğretmen diğer meslektaşları ile görsel sanatlar çalıştı. Bahar Öğretmen istekli öğretmenlerle dans üzerine çalışmalar yaptı ve yapmakta. En spesifik örneklerden biri de Selen Öğretmen’in meslektaşları ile yapmaya devam ettiği mindfulness çalışmaları. Kıymetli örneklerden biri de yıllardır düşündüren “Öğretmenler bir eğitim kurumunda alınan bir kararı uygulayan mı yoksa karar alma konusunda fikri sorulan mı olmalı?” sorusunun yanıtında gizli. Belirli aralıklarla yapılan toplantılarda öğretmenlerin fikirlerinin alınıp bir plan dahilinde uygulamaya konulması şüphesiz her paydaş gibi öğretmenlerinde aidiyet duygusunu artıran ve kendilerini değerli hissetmelerini sağlayan bir yapı inşa etmekte kurum içinde.

Sonuç olarak üzerinde baskı hissetse de, eleştirilse de, değerini kaybetmiş gibi gözükse de öğretmenlik mesleği hep değerli olacak. Çünkü diğer meslekler evden çıktıklarında işe gidiyorum derken öğretmenler evden çıktığında özveri, fedakârlık, öğretme isteği, inanç ve çocuk sevgisiyle “okula” gidiyorum diyecekler. Mesleğin adı, şekli, yöntemi değişse de toplumun kanaat önderi görevini yapacaklar.

Ahmet Canbaz Hakkında

1987 yılında Denizli’de doğan Canbaz, ilkokul ve ortaokulu Denizli’nin Çal ilçesinde tamamladı. Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nden 2011 yılında mezun oldu. Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Tiyatro Topluluğu bünyesinde birçok tiyatro oyununda görev aldı. 2015 yılında 9 Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünde yüksek lisans programını bitirdi. Eğitim ile ilgili çeşitli sertifika programları ve konferanslara katılan Canbaz, 2018 yılında dünyadaki en büyük yaratıcılık organizasyonu olarak kabul edilen Destination Imagination Türkiye Denetim Kurulu Başkanı olarak seçildi. Ahmet Canbaz şu anda Güzelbahçe Piri Reis Okulları’nda Türkçe Öğretmeni olarak görev yapmaktadır.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.