Sınıfta Siyaseti Konuşmak: -1'den +1'e

Yazar: Dr. Süleyman İnan, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi

Odak grup görüşmesi için bir lisedeyim. Seçilen 6 öğrenci ile sınıfta siyasetin konuşulup konuşulamayacağını yoklamaya çalışıyorum. Siyaset derken, siyasetin particilikle anılan kurumsal yapı ve temsiller olmadığını, gündelik hayatın içinden çekilen ve geniş “bilgi” arka planına yaslanan politik konu/sorunlar olduğunu belirtiyorum. Sözgelişi, ayrımcılık, kadın şiddeti, nefret söylemi, hükümet sistemi gibi. Okul idaresinin müsaadesiyle kütüphanede 3 saate yakın bir görüşme yapıyorum. Öğrenciler o kadar konuşmaya istekliler ki, esasında görüşme bittiği halde son yarım saatte beni tutmaya çalışıyorlar. (İlgi çekici bulmadıkları en son dersi “kaynatma” emeli de var ama ben kendime pay çıkarıyorum. 🙂)

Görüşmeden dikkat çeken birkaç bulguyu, “haber” formatında aktarayım:

Liseli grup, dünyadaki ve ülkedeki siyaseti anlamak ve siyasetle ilgili konuları üniversiteye gitmeden önce öğrenme isteklerinde birleşiyorlar. Siyasetin bir “bilim” tarafının olduğunu da biliyorlar. Sınıfta siyasi konuları “beraberce” konuşmak, farklı görüşleri duymanın yararlığına inanmak, güçlü bir eğilim olarak ortaya çıkıyor. Farklı görüşler duymaktan hoşlanacaklarını belirtiyorlar. Öğretmenlerin kendi siyasi görüşünü saklamasını anlamlı bulmasalar da, onların bu görüşlerini “dayatmaya” çalışmalarını asla kabul etmeyeceklerini belirtiyorlar. Yöneltmeye ve yönlendirilmeye kesin itirazları var. Bu arada güncel siyasete gönderme yapan her türlü imayı sezebildiklerinin bilinmesini istiyorlar. Siyasi soruları cevaplamakla ilgili öğretmenlerin “arada sırada” ikilemde kaldıklarını düşünüyorlar; korkmalarından çok bu konularda ne söyleyebileceklerine önceden hazırlanmadıkları için… Ne de olsa bazı öğretmenler için “Boş verin bu konuları!” demek kolay. Öğrencilerin, ilgilenmeseler bile sürekli karşılarına çıkan siyasi konu/sorunları öğrenme isteği de belirgin.

Görüşmeden çıkan ilk genel sonuç; liseliler, başlarını kuma gömmüş değiller. Hemen her şeyin farkındalar. Derste konuşulmasa bile konuşulan bir şey siyaset. Koridorda, spor salonunda, kantinde, tuvaletlerde, bahçede, yurt odalarında, evlerde… Ellerindeki telefon ve masalarındaki ekranlardan siyasi haberleri görüyor ve/veya işitiyorlar. Hiç değilse, bu tür haberlere maruz kaldıklarını kabul etmek gerek. İhtiyaçları olan şey, olup bitenlerle ilgili bilgilenmek, daha fazlasını öğrenmek. Bir de konuşabilmeyi ve tartışabilmeyi bilmek. Kaç yıllardır sürdürdüğüm çabamda bu konuların lafını bile etmenin zorluğu ile -1 göstergesindeyken, gençler bana umut oluyor.

Önce bu işte, yani sınıfta siyaset konuşmanın faydalar sağladığı konusunda yalnız olmadığımı belirteyim. Yakın zamandaki birkaç ciddi araştırma çabasını özetlemek -sanırım- fikir verebilir. Anmam gereken ilk isim Diane Hess. 2015’ten beri Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde Eğitim Okulu dekanı olan Profesör Diane Hess, 1979’da politik bilim okumuş, ardından eğitimde liderlik çalışmalarıyla politika-eğitimin kesişen alanlarında çalışmış bir akademisyen. Hess, çalışmasına ortak ettiği North Carolina State Üniversitesi’nden sosyal bilgiler eğitimcisi Paula McAvoy ile Birleşik Amerika’nın en geniş çaplı demokratik eğitim araştırmasını yapar. Üç eyalette 1001 öğrenci, 35 öğretmenle 21 okulda yapılan ve liseden ayrıldıktan sonra öğrencilerin takip verilerini de kapsayan boylamsal bu çalışma, 2005–2009 yılları arasında 4 yıl sürer. Araştırma, “Politik kutuplaşmanın belirgin olduğu bir ülke olarak ABD’de nasıl birlikte yaşayabiliriz?” sorusuna odaklanır. Sonuçta çıkan belli başlı olumlu etkiler şunlar, sınıfta siyaseti konuşabilen katılımcılar;

-Her seçimde oy kullanmak ister.
-Sınıf ortamının etkisiyle siyasete daha fazla ilgi gösterir.
-Haberleri daha çok takip eder.
-Sınıf dışında politik tartışmalara katılır.
-Güncel olaylar hakkındaki bilgilerinde daha fazla ilerleme gösterir.
-Aynı fikirde olmadıkları kişileri dinlemeye daha fazla ilgi gösterir.

Bahsedeceğim diğer araştırma İngiltere’den Dr. James Weinberg’e ait. Sheffield Üniversitesi’nde Siyaset Biliminden öğretim üyesi ve çoğunlukla siyasal davranış çalışan Weinberg’in, 2019 genel seçim öncesinde başlattığı çalışma, temelde genç bireylerin siyasi katılımlarını belirmeye çalışır. Öğretmenlere verilen materyallerin etkisini ölçme amacı taşıyan bu araştırma için yüzlerce öğretmen ve öğrenci ile anket yapılır. 2020’nin Kasım ayında biten bu araştırmanın en önemli bulgularından biri, yapılandırılmış bir siyaset dersinin öğrenciler üzerinde yönetime katılım konusundaki tutumlarında bir iyileşmenin ve demokratik uygulamalara anlamlı katılımın arttığının gözlenmesi olur.

Dolaylı eylem araştırması içeren etkinlik çalışması olarak Almanya’daki NRW Yönetim Okulu’ndan (NRW School of Governance) söz etmeliyim. Okul, Almanya’nın North Rhine-Westphalia (Kuzey Ren Westphalia) eyaletinde, zaten okulun adı bu bölgenin adının baş harflerinden oluşuyor. Okulun akademik ve profesyonel ekibi, bu bölgenin önemli üniversitelerinden Duisburg-Essen Üniversitesi’ndeki Siyaset Bilimi Enstitüsü’ne dayanıyor. Yönetiminde Profesör Karl-Rudolf Korte’nin bulunduğu okul, lisansüstü dersler verdiği gibi uygulamalı araştırmalar yapıyor. Öğretim etkinlikleri arasında genç profesyoneller için ileri eğitim kursları da düzenliyor. Aynı kapsamda, 2009’dan beri bir destekleyici ile Almanya’daki ortaokul ve liselerde 14 yaş üzeri kitle için “Politik eğitim okula geliyor!” başlıklı 3 modül uyguluyor: 1-Siyasi partiler ve seçimler, 2-Almanya’da Hükümet ve Siyaset, 3-Siyaset ve Medya. Bu modüllerle bazı demokratik kavramların daha derinlemesine tartışılması mümkün oluyor.

Brezilya, Japonya, Endonezya… Birçok ülkede de benzeri çalışmalara, araştırma makalelerine rastlamak mümkün. Siyasetin sınıfta/okulda konuşulabilir ve tartışılabilir olabileceği yollu çalışmalar akademik alanda karşılık bulmuş durumda.

*

Şimdi sıra Türkiye’de. Önce bu fikre ısınalım. Siyaset eğitiminin risklerinden çok faydasını konuşalım. İşte o vakit, hassas konuları -ki hemen çoğu siyasete değen konular- konuşabilmenin nasıl olabileceği, bizler için başlangıç değil, ilerlemeci bir etkileşimin evresi olacaktır. Niçin olmasın dersek, +1 ile başlarız.

Süleyman İnan Hakkında

Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Bölümünde öğretim üyesi. Siyaset Okuryazarlığı: Yöneten Birey Olmak ve Okullarda Siyaset Eğitimi Mümkün mü? kitabının yazarı ve siyasetokuryazarlık.com.tr sitesinin kurucusu. SOs+a kısa adıyla siyaset okuryazarlık üzerine seminerler veriyor ve atölyeler yapıyor. E-posta: sinan@pau.edu.tr

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.