Yazar: Seval Binici

Bana ikinci bir sinyal gönderdiklerinde kafamın karıştığını, dikkatimin dağıldığını söylemeyi akıl edebilmem için aradan beş gün geçti ancak beşinci günün sonunda parmak kaldırdıklarında mutlaka ama mutlaka onlara da sıra geleceğini ama ben arkadaşlarını dinlerken parmak kaldırma eşliğinde “Hocam, hocam!” diye seslenmelerinin ikinci bir sinyal olduğunu söyleyebildim. O derse girmeden önceki teneffüste öğretmenler odasında arkadaşlarıma meslek hayatımın en zor haftasını yaşadığımı söylemiştim. Bunun çocuklardan kaynaklanmadığı bilgisine sahiptim ama beni rahatsız eden pek çok şey oluyordu sınıfta. Maskesini takmakta zorlanan çocuklar, maske takmayan ve elini sürekli ağzına götüren ya da kalemini, silgisini, kıyafetini ağzına götüren çocuklar. Sınıfta durmakta zorlandığı için sürekli bir bahaneyle dışarı çıkması gerekenler, derslere müthiş hazır(!) ama arkadaşlarının pek çok hareketinden rahatsız olup yerinden kalkarak yanıma gelen, şikayette bulunan çocuklar. Yönergeleri takip etmekte zorlanan beşinci defa tekrar etmemi isteyen, saati soran, dalıp giden, gizli gizli bir şeyler atıştıran çocuklar… ve şimdiden sayfaları dağılan kitaplarımız. Oysa henüz ders işlemeye bile başlamamıştık. Isınma, tanışma, birbirini tanıma etkinliklikleri bize iyi gelir sanıyordum.

Sanırım çocuklar okulu özlememişler, diye düşündüm birkaç defa. Okulu, sınıfı sevmediklerini, dijital dünyadan çok etkilendiklerini ve ben ne yaparsam yapayım onların dikkatini çekemeyeceğimi. Ama özlememişler ise ya da umurlarında değilse ısrarla ben söyleyeyim, ben konuşayım isteği neydi? Telaşla her şeyi not etmeye çalışanlar, “Defterimiz nasıl olsun?”, “Sözlük alalım mı?”, “Ödev verecek misiniz?”, “Kontrol edecek misiniz?” diye soranlar.

Bir şeyler ters gidiyordu. Sınıf çok gürültülü, hareketli, çok kalabalık geldi. Sanki yeterince hava almıyor, içeri yeterince ışık girmiyor gibi. Sanki değil aslında böyleydi çünkü yüzümde maskeyle ilk defa karşılaştığım çocuklarla tanışmaya çalışıyordum. Yüzüm sırılsıklamdı. Oysa sınıfta bütün pencereler açık, klima büyük bir gürültü eşliğinde çaresizce çalışıyordu. Sıralar dağınık ve yerler kirli. Sabah grubundan sonra sınıfların temizlenmesi için yeterince zaman kalmamış. Bunlar kafamda dönerken diğer yandan: Çocukların da kendi heyecanları, kaygıları, ihtiyaçları var diyorum. Peki biz nasıl tanışacağız? Elimde küçük pembe mavi bir top var bir de büyük boy yazı kağıtları. Planım tanışma etkinliklerinden sonra çocukların Türkçe dersinden beklentilerini, dersi nasıl işlemek istediklerini gruplar halinde yazması ve sonunda anlaşmamızı yapmak. “Dışarı çıkabilir miyiz?” Hayır, dışarıda beden eğitimi dersi işleniyor. Okul bahçesi tek bir sınıfın bile kullanması için çok küçük. Hatta kantinin önündeki boşlukta küçük bir çember yapabileceğimizi bile düşündüm. Maalesef orda da okulun tadilatından sonra boşa çıkan sırlar duruyor. Bir yandan salgın konusundaki endişelerim bir yandan fiziksel imkansızlıklılar…

Üç farklı sınıfta altışar zor ders. Her sınıfta neredeyse aynı şeyleri yaşıyorum. Kimsenin şevkini kırıp kırmadığını bilmiyorum. Kırmamak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Anlamaya, öğrenmeye gayret ediyorum. Benimle kesinlikle ilgilenmediğini sandığım bir öğrenci, “Hocam maskenizi çıkarır mısınız? Yüzünüzü merak ediyorum.” dediği zaman ılık bir yaz yağmuru yağdı üstüme. Toprak koktu her yer. Tozlar yıkandı gitti. Maskemi tabiki çıkardım. “Ben de merak ediyorum sizleri.” dedim. Zaten bu hafta sadece tanışmak istiyorum, tanımak istiyorum sizi. Kitaplar bizi tanıştırabilir. Bence edebiyat insanlar birbirini tanısın diye var. Hepimizin aynı anda ulaşabileceği edebi bir metin ders kitabında var. Bakalım yazarın ne derdi varmış, ne yazmış? Hazırlık sorularından biri “Kitap okumayı sever misiniz, neden?” diye soruyor, yazı kağıtlarını rulo yapıp masaya bırakıyorum. Artık uyumlandık. Pembe mavi top elden ele gidiyor. Arada arkadaşına top atmayıp arkadaşını hedef alanlar oluyor. Ama olsun. Öğreneceğiz, tanışacağız, konuşacak, okuyacak ve yazacağız. Acelemiz yok.

Seval Binici Hakkında

2008 yılında Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünden mezun oldu. 2010 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak çalışmaya başladı. Binici, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencisidir.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.

Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır.